Linux'la tanışmamın 6. yıl dönümü hatırına...
Yıl 2002 ben bilgisayar denilen büyülü cihazla daha yeni yeni tanışıyorum...
O yıllarda Windows 98 piyasanın kralı durumunda.Bende başladım Windowsla.Birgün dayım bana bir CHIP dergisi aldı.Dergi önceki ayda Gelecek Linux 1.0 vermişti,tabii elimdeki sayıdada Linux la ilgili yazılar var.Benim çok ilgimi çekti Linux baktım olmuyor böyle dergiden falan eve internet bağlattım zorla başladım araştırmaya.Gittikçe ilgim daha kabardı faturalarda doğru orantılı olarak kabardı tabii.O yıllarda Linux’u internetten çekmek mümkün değil ancak dergiler falan verirse kurabiliyoruz.Ben dayanamadım, bekleyemedim internetten bir kitap siparişi verdim.Görkem Çetin’in yazdığı Linux işletim sistemi kitabını aldım.Red Hat 7.1 veriyordu kurmaya çalıştım hemen ama beceremedim.Eeee kolay değil daha linux’un odun gibi olduğu yıllar ve bendeki bilgisayar bilgiside daha 7 aylık.Neyse bin bir belayla kurdum Red Hat’ı sisteme.Denedim bozdum bir daha kurdum.Sinirlendim sildim ama dayanamadım sonra bi daha kurdum.Linux’la ilişkim bu şekilde 6 ay kadar devam etti.Daha sonra PcWorld dergisinin verdiği daha doğrusu bir yerine iliştirdiği Vector Linux’u kurma maceram başladı.Slackware tabanlı bir yazılım olduğu için tam bir bela.Odun gibi bir program ama bendeki bilinmeyeni keşfetme ve öğrenme tutkusu galip geldi kurdum Vector’u ama Red Hat 7.1 den sonra çok kaba geldi Vector.
Daha sonra Allah herhalde çektiğim sıkıntıları gördü.Bana Knoppix’i gönderdi.Çölde vaha gibiydi.Kısmen yeni bir KDE ve rahmetsiz başlangıç.(Live cd meselesi) Ben iyice aşık oluyordum tüm sorunlara ve yetersizliklere rağmen.Knoppix’i sabit diskede kurdum. 6 ay kadar onunla devam ettim.Tabii bu arada Windows XP ye geçmiştim ve ana işlerimin tümünü Windows’ta hallediyordum Maalesef çünkü ihtiyaçlarımı tam olarak karşılamıyordu.Oyun oynayan bir taze ergendim o zamanlar ve Linux oyunları yetersizdi.Tüm bunlara rağmen Linux ve C merakı gelişiyordu bende.Fakat C maceram pek uzun süremedi hem pek fazla ilgili değildim konuya hemde C gerçekten zordu başlangıç için.Sonraları tekrar başlasam da C ile olan ilişkim hep kopuk oldu.
2003 yazındaysa Pcextra dergisinin verdiği Mandrake 9.1 benim çok hoşuma gitti.Kullandığım dağıtımlardan sonra çok hoş bir arayüz ve kullanıcı dostu özelliller beni büyüledi.1 yıl hep Mandrake kullandım fakat onuda onuda bıraktım.Resmen rahat batmıştı bana Linux34.com’dan Slacware 9 siparişi verdim.Büyük bir hevesle kurudm ve kullanmaya başladım.Zor bir dağıtımdı,çok kasıyordu mesela cd bağlamak için bile otomatik bir şey yoktu.Konsola geçip komut yazıyordum fakat hiçte şikayetçi değilidim doğrusu.Kullandığım tüm uygulamaların kaynak kodarını internetten çekip derliyor o şekilde kullanıyordum.Slackware ile geçen 2 yıl benim için çok önemli bir deneyimdi ve Linux’un geçek yüzünü geörme fırsatıydı diyebilirim.Mandrake’nin oyuncaklarından sonra oldukça karmaşık ve herşeyin manuel olark yapıldığı geçek bir UNIX sistem beni başlarda zorlasada kendine aşık etmeyide başard. Çünkü kaya gibi sağlamdı. Bugün 2. bir bilgisayarım olsa üstüne kuracağım dağıtım Debian Ya da Slaclware olur.Çünkü ben aslında gerçek UNIX kullanmak istiyorum.
Slackware kullanımından çok şeyler öğrendim.Linux’u o koca iki yılda tanıdım diyebilirim.Bunda sonra tahmin edin bakalım ne kullandım.Birbirine taban tabana zıt iki dağıtım Slackware ve SUSE.Suse’ye geçişim yine bir dergi vesilesiyle oldu.Dağıtım bir DVD ile geliyordu ve ekran görüntüleri oldukça da hoştu.Açıkçası cd bağlamak için bile konsola geçmek 2 yıldan sonra artık alışkanlık yaratsada pek hoş bir durum değildi.Suse’nin oyuncaklarına heveslendim ve kurudum emektar slackware’nin üstüne.Aslında hoş bir dağıtım olsa da biraz hantal olduğunu düşünüyorum.Dağıtımlar arasındaki farklara daha sonra yeniden değineceğim.Bir süre Suse kurdum ve bir süre sonra kaçtım. Linux macerası bunula kalmadı. Pardus, Ubuntu derken birde baktım Debian Sid kullanıyorum.
Linux macerası tüm eğlencesiyle devam ediyor... Sizi de bekleriz...