-
Alındı: Þubat 19, 2008, 12:00am EET
aşağıda, başörtülü ve üniversiteli genç kadınların türban tartışmasını daha makul bir zemine çekmesini umduğum bildirileri var. onlara en çok milliyetçiler, ulusalcılar, kemalistler yani statükocular kızacak. ama akp'lilerin de "siz de nereden çıktınız şimdi" dediklerini duyar gibi oluyorum. genç kadınlar bu çağrılarıyla sadece demokrasi konusundaki samimiyetlerini ifade etmekle kalmıyor, aynı zamanda akp hükümetine de baskı kurmuş oluyorlar. bence bu zamanlama açısından fevkalade bir girişim. siteleri de şurada.SÖZ KONUSU ÖZGÜRLÜKSE HİÇBİR ŞEY TEFERRUAT DEĞİLDİR BİZ HENÜZ ÖZGÜR OLMADIK...Üniversite kapısı sert bir şekilde yüzümüze kapatıldığı günden bu yana yaşadığımız acılar bizebir şey öğretti: Gerçek sorunumuz insanların hayatlarına, görünüşlerine, sözlerine,düşüncelerine müdahale edebilme hakkını kendinde gören yasakçı zihniyettir.Başını örttüğü için ayrımcılığa uğrayan kadınlar olarak tüm samimiyetimizle açıklıyoruz ki;üniversitelere başımızı örterek girmekle mutlu olmayacağız. Ta ki:Kürtlerin ve ötekileştirilenlerin kendilerini bu ülkenin asli unsuru hissetmesi için gerekenhukuki ve psikolojik ortam oluşturulmadan,Acımasızca işlenen cinayetlerin gerçek sorumlularına ulaşılmadan,301 davalarını bitirecek düzenleme yapılmadan,Azınlık vakıflarının üzerinde pişkince oturanların rahatı bozulmadan,Alevilerin ibadetini kültürel aktivite, ibadet evlerini de kültür merkezi olarak görmekte ısraretmekten vazgeçilmeden,Üniversitelerden sudan sebeplerle atılan arkadaşlarımız geri dönmeden,Yasakçı zihniyet bize ne zaman, nerelerde ve nasıl örtüneceğimizi dayatmaktan vazgeçmeden,Üniversitelerin bilimsel özgürlüğünün önündeki en büyük engel YÖK kaldırılmadan… Kısacası; 12 Eylül darbe anayasasını esamesi okunmayacak şekilde ortadan kaldırıp yeni, sivilbir anayasaya yapılmadan mutlu olamayacağız.Birimizin diğerimiz için tehlike olduğu korkusunu yayıp bizi birbirimize düşürerek bu adaletsizdüzenini devam ettiren yasakçı zihniyet tamamen ortadan kalkmadan hiçbir özgürlük tam özgürlük değildir.Özgürlüklerin kısıtlanmasının ne demek olduğunu bilen insanlar olarak, bundan sonra da hertürlü ayrımcılığın, hak ihlalinin, baskının, dayatmanın karşısında olacağız.Unutulmamalı ki; “Gökler ve yer adaletle ayakta durur.” (Hz. Muhammed)
-
Alındı: Þubat 18, 2008, 10:00pm EET
aşağıda, başörtülü ve üniversiteli genç kadınların türban tartışmasını daha makul bir zemine oturtmasını umduğum bildirileri var. siteleri de şurada."SÖZ KONUSU ÖZGÜRLÜKSE HİÇBİR ŞEY TEFERRUAT DEĞİLDİR BİZ HENÜZ ÖZGÜR OLMADIK...Üniversite kapısı sert bir şekilde yüzümüze kapatıldığı günden bu yana yaşadığımız acılar bizebir şey öğretti: Gerçek sorunumuz insanların hayatlarına, görünüşlerine, sözlerine,düşüncelerine müdahale edebilme hakkını kendinde gören yasakçı zihniyettir.Başını örttüğü için ayrımcılığa uğrayan kadınlar olarak tüm samimiyetimizle açıklıyoruz ki;üniversitelere başımızı örterek girmekle mutlu olmayacağız. Ta ki:Kürtlerin ve ötekileştirilenlerin kendilerini bu ülkenin asli unsuru hissetmesi için gerekenhukuki ve psikolojik ortam oluşturulmadan,Acımasızca işlenen cinayetlerin gerçek sorumlularına ulaşılmadan,301 davalarını bitirecek düzenleme yapılmadan,Azınlık vakıflarının üzerinde pişkince oturanların rahatı bozulmadan,Alevilerin ibadetini kültürel aktivite, ibadet evlerini de kültür merkezi olarak görmekte ısraretmekten vazgeçilmeden,Üniversitelerden sudan sebeplerle atılan arkadaşlarımız geri dönmeden,Yasakçı zihniyet bize ne zaman, nerelerde ve nasıl örtüneceğimizi dayatmaktan vazgeçmeden,Üniversitelerin bilimsel özgürlüğünün önündeki en büyük engel YÖK kaldırılmadan… Kısacası; 12 Eylül darbe anayasasını esamesi okunmayacak şekilde ortadan kaldırıp yeni, sivilbir anayasaya yapılmadan mutlu olamayacağız.Birimizin diğerimiz için tehlike olduğu korkusunu yayıp bizi birbirimize düşürerek bu adaletsizdüzenini devam ettiren yasakçı zihniyet tamamen ortadan kalkmadan hiçbir özgürlük tam özgürlük değildir.Özgürlüklerin kısıtlanmasının ne demek olduğunu bilen insanlar olarak, bundan sonra da hertürlü ayrımcılığın, hak ihlalinin, baskının, dayatmanın karşısında olacağız.Unutulmamalı ki; “Gökler ve yer adaletle ayakta durur.” (Hz. Muhammed)"
-
Alındı: Þubat 17, 2008, 6:00pm EET
anadolu'da 2500 yıl önceki ilk grev, osmanlı'da 800 ırgatın idamı, ilk grevler ve amele eylemleri, ilk toplu iş sözleşmesi. emeğin gayrı resmi resimli tarihi...<div class="kwout" style="text-align:center;"><img src="http://kwout.com/cutout/8/aj/jb/qs2_rou_sha.jpg" alt="http://www.ortakhaber.com/v2/bizim_tarihimiz/pages/001587.htm" title="Bizim Tarihimiz" width="304" height="394" style="border:none;" usemap="#kwout_8ajjbqs2"/><map name="kwout_8ajjbqs2" id="kwout_8ajjbqs2"><area coords="0,0,295,385" href="http://www.ortakhaber.com/v2/bizim_tarihimiz/index.htm#7" shape="rect" alt=""/></map><p style="text-align:center;margin-top:10px;"><a href="http://www.ortakhaber.com/v2/bizim_tarihimiz/pages/001587.htm">vermezsenüz işlemesüz! | kaynak</a><a href="http://kwout.com/quote/8ajjbqs2"></a></p></div>
-
Alındı: Þubat 16, 2008, 11:00pm EET
ZNet ve ZMagazin yazarlarından justin podur "eskiden sol görüşlüler bu kavramın tanımı üzerinde hakimiyet sahibiydiler, ancak bana göre bu hakimiyeti kaybettik ve bu durum bazı sorunlara sebep oldu. yaygın tabiriyle ırkçılık; bağnazlık, önyargı ve stereotipler kaynağıdır. bu yaygın kullanıma göre siyahlar en az beyazlar kadar "ırkçı" olabilirler. başka bir kullanıma göre ise ırkçılık siyahlara karşı duyulan akıldışı bir nefrettir. bu kullanıma göre ırkçılık, yalnızca siyah karşıtı nefrete atfedilmiş, anti-semitizmden, islamofobiden ve herhangi bir gruba duyulan nefretten ayrıştırılmıştır. bu kullanım "ters ırkçılık" fikrine -ki yaygın kullanıma göre beyazların aleyhine yapılan ayrımcılıktır ve pozitif ayrımcılık programlarına karşı sıklıkla öne sürülen bir savdır- yol açmıştır." diyor. baskın oran'ın DurDe grubunun sözcüsü olarak dtp gurubu ziyaretinde mecliste yaptığı konuşmayı hatırlattı bana. hocanın hani şu "sizi kürt miliyetçiliğinden de korumaya geldik" dediği konuşmayı. justin podur'un ırk, kültür, ırkçılık, çokkültürcülük gibi kavramlar üzerine düşündüğü yazısını şuradan okuyabilirsiniz.
-
Alındı: Þubat 16, 2008, 7:00pm EET
"KARDA YÜRÜYEN TÜRKLER EYALETİ"5 muharrem 1264 (14 aralık 1847) tarihli takvim-i vekayi gazetesinde yayımlanan resmi tebligat, o tarihe kadar emirlikler altında yaşayan kürtlerin resmen bir "kürdistan eyaleti" altında birleştirildiğini duyuruyordu... meraklısı tebligatın osmanlıcasına ve sadeleştirilmiş haline şuradan ulaşabilir. insan "kürt = karda yürüyen türk" formülasyonunun nasıl üretildiğine ve buna nasıl inanılabildiğine inanamıyor...
-
Alındı: Þubat 16, 2008, 4:00pm EET
<div class="kwout" style="text-align:center;"><img src="http://kwout.com/cutout/h/b4/4x/5az_rou_sha.jpg" alt="http://www.flickr.com/photos/startpropaganda/650577427/in/set-72157600493796465/" title="Onish Aminelah | Iran on Flickr - Photo Sharing!" width="300" height="420" style="border:none;"/><p style="text-align:center;margin-top:10px;"><a href="http://www.flickr.com/photos/startpropaganda/650577427/in/set-72157600493796465/">Onish Aminelah | Iran on Flickr </a><a href="http://kwout.com/quote/hb44x5az"></a></p></div>iran'lı sanatçıların küreselleşme ve savaş karşıtı çalışmaları.
-
Alındı: Þubat 16, 2008, 4:00pm EET
<object width="350" height="300"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/k6D7Klof54U&rel=1"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/k6D7Klof54U&rel=1" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="350" height="300"></embed></object>kaynak
-
Alındı: Þubat 14, 2008, 2:00am EET
Yukarıdaki heykel Louvre Müzesi'nde bulunan Roma dönemine ait "Les Trois Graces". "Sevimli üçler" anlamına geliyor. Aşağıdaki ise şu an Eczacıbaşı koleksiyonunda bulunan karikatürist Cemil Cem'e ait 1910 tarihli bir çizim. Adı yine "Sevimli Üçler". Şimdi böyle bir karikatürü, böyle bir hicvi hayal bile edemiyor insan... Halil Menteşe Bey (1874-1946), Nâzır [Bakan] İbrahim Hakkı Paşa (1862-1918), Sadrâzam [Başbakan] Mahmut Şevket Paşa (1856-1913), Ordu Komutanı 2 Aralık 1910
-
Alındı: Þubat 13, 2008, 12:00am EET
<object width="350" height="300"><param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/30p0PJrHrgE&rel=1"></param><param name="wmode" value="transparent"></param><embed src="http://www.youtube.com/v/30p0PJrHrgE&rel=1" type="application/x-shockwave-flash" wmode="transparent" width="350" height="300"></embed></object>
-
Alındı: Þubat 12, 2008, 8:00pm EET
<div class="kwout" style="text-align:center;"><img src="http://kwout.com/cutout/9/8y/z8/pmv_rou_sha.jpg" alt="http://benhayattaykendevam.blogspot.com/2008/02/birgn-gazetesinin-koridorlarnda-erturul.html#comments" title="" width="315" height="249" style="border:none;" usemap="#kwout_98yz8pmv"/><map name="kwout_98yz8pmv" id="kwout_98yz8pmv"><area coords="0,0,306,239" href="http://bp3.blogger.com/_YAzLzZK9WJ0/R6hIFe2Ig4I/AAAAAAAABlM/mRKLSlMJmdI/s1600-h/birgun.jpg" shape="rect" alt=""/></map><p style="text-align:center;margin-top:10px;"><a href="http://benhayattaykendevam.blogspot.com/2008/02/birgn-gazetesinin-koridorlarnda-erturul.html#comments"></a> <a href="http://kwout.com/quote/98yz8pmv"></a></p></div>Yukarıdaki Birgün gazetesinin 5 şubat tarihli nüshası. özgürlükçü bir sol gazetenin mesele başörtüsüne gelince nasıl yalpaladığının çarpıcı vesikası. Bu konuda tamamen katıldığım bir yazı için şuraya buyrun.