Alındı: Kasým 25, 2007, 11:00pm EET
İstanbul’u İstanbul yapan tarihsel eserlerin kimler tarafından yapıldığını biliyor musunuz?Şu aşağıdaki listeye bir göz atın... Hiç bildiğiniz çıkacak mı? Beşiktaş Sarayı Beylerbeyi Sarayı Valide Sultan Sarayı Defterdar Sarayı Aynalıkavak Kasrı Nusretiye Camii Selimiye Kışlası ve çevre yapıları Davutpaşa Kışlası Beyoğlu Kışlası Darphane-i Amire Valide Bendi Topuzlu Bendi Yangın Köşkü. Cevabı ben vereyim. Hepsini Krikor Balyan yapmıştır. Krikor Balyan, 1764-1831 yılları arasında yaşamış. Osmanlı Saray mimarlarından Kayseri kökenli Bali Kalfa’nın oğludur. Babasının adından dolayı Baliyan ve Balyan olarak anılmıştır... Daha sonra Balyan ismini soyadı olarak kabullenmiştir... Saray mimarlarından Minas Kalfa’nın damadı ve Ohannes Severyan’ın da kayınpederidir. *** Gözünüzü Krikor Balyan’ın hangi akrabasına çevirseniz bir tarihi eser görüyorsunuz. Örneğin, Senekerim Balyan (1768-1833), birçok projesini kardeşi Krikor Balyan’la birlikte yapmış olmasına rağmen kendisi hep arka planda kalmış. Kardeşi Krikor Balyan’ın ahşap olarak inşa ettiği Bayezid Kulesi’ni, bir yangında büyük zarar görmesi üzerine 1826 yılında betondan yeniden inşa etmiştir. Ayrıca İstanbul’un Ortaköy semtindeki Surp Asdvadzazdin Ermeni Kilisesi de onun eseridir... *** Gene... Garabet Amira Balyan (1800-1866), I. Abdülmecit’in mimarlarındandır. En önemli eseri, oğlu Nigoğos Balyan’la birlikte yaptıkları Dolmabahçe Sarayı’dır. *** Bir de Sarkis Balyan var... Balyanların en ünlüsü. Sarkis Balyan (1835-1899), Garabet Amira Balyan’ın oğludur. 1843 yılında ağabeyi Nigoğos Balyan’la birlikte Paris’e gitmiş. Collège Sainte-Barbe de Paris’i bitirmiş. Ecole des Beaux Arts’dan mezun olmuş. İstanbul’a döndükten sonra babası ve ağabeyiyle birlikte çalışmış... Babası ve ağabeyi öldükten sonra kardeşi Hagop Balyan’la çalışmaya devam emiş. Osmanlı padişahı II. Abdülhamit’in istibdat döneminde Avrupa’ya sürgüne gönderilmiş ve sürgünden ancak 15 yıl sonra gelebilmiş. *** Neden ailenin en ünlüsü? Galiba önemsiz sayılanları bir yana koyarak ‘önemli eserlerini’ sıralamak bu soruyu cevaplamaya yetiyor hatta epeyce de aşıyor: Beylerbeyi Sarayı, babası Garabet Amira Balyan’la birlikte (1861-1865) Beşiktaş Makruhyan Ermeni Okulu (1866) (eşi Makruhi’ye adanmıştır) Çırağan Sarayı (1863-1871) Valide Camii, kardeşi Hagop Balyan’la birlikte (1871) Zeytinburnu Barut Fabrikası (1874) Beşiktaş-Akaretler 138 daireli evler (1874) Harbiye Nezareti, bugünkü İstanbul Teknik Üniversitesi’nin Taşkışla binası Mekteb-i Tıbbiye, bugünkü Galatasaray Lisesi’nin binası Maçka Silahhanesi, İstanbul Teknik Üniversitesi’nin Maden Fakültesi Gümüşsuyu Kışlası Malta Köşkü Baltalimanı Yalısı Adile Sultan Sarayı (Kandilli) Yıldız Sarayı Büyük Mabeyin Binası Çadır Köşkü, Malta Köşkü Şale Köşkü (2. kısım) Çit Kasrı Çağlayan Kasrı (Kağıthane) Ayazağa Köşkü (Maslak) Kalender Köşkü Zincirlikuyu Kasrı Tokat Köşkü (Beykoz) Alemdağ Av Köşkü Abdülaziz Av köşkleri (Validebağ ve Ayazağa) Sultan Çiftliği Köşkü (İzmit) Kağıthane Camii Bahariye Nezareti Maçka Karakolhanesi Hamidiye Saat Kulesi, (Dikran Kalfa Cüberyan ile birlikte) *** Hagop Balyan... Simon Balyan... Levon Balyan... Onları da pas geçiyorum... Balyan ailesi olmasaydı, mutlaka İstanbul epeyce azalırdı. Balyanlar aklıma nereden mi geldi? Çünkü geçenlerde gazetelerden birinde şu haberi okudum: ‘Suikasta kurban giden gazeteci Hrant Dink’in oğlu Arat Dink, tehdit mesajlarının bitmek bilmemesi, TCK’nın 301. maddesinden de ceza almasının ardından Belçika’ya yerleşti. Dink, Agos gazetesindeki görevini de bıraktı.’ *** Yüz yıl önce de Sarkis Balyan’ı sürgüne gönderdiğimizi hatırladım. Bir ülke hiç değişmez mi? Mehmet Altan