Alındı: Kasým 29, 2007, 9:00pm EET
Ömer Engin Lütem, Emekli Büyükelçi Kaynak: Eraren, 17.11.2007 Macar Asıllı Amerikalı Musevi yazar Elie Wiesel halen Batı dünyasında ve özellikle ABD'de soykırım konusunda otorite olarak kabul edilen kişidir. Alman Yahudi toplama kamplarından kurtulmuş olması, soykırım ve diğer insanlığa karşı suçlarla mücadele alanında bir çok eser vermiş bulunması ve nihayet Nobel barış ödülü sahibi olması Wiesel'e sadece Museviler arasında değil Batı dünyasında seçkin bir yer vermiştir. Wiesel'in Ermeni soykırımı iddialarını benimsemesi ABD'de ve diğer ülkelerde özellikle Musevilerin de bu iddialara inanmalarına yol açmıştır. Wiesel Ekim ayı sonunda bir gazeteye [1] verdiği mülakatta yıllardan beri Ermeni halkının hatırlama hakkını el de etmesi için mücadele ettiğini, söyledikten sonra Ermenilerin "soykırıma" uğradığına inandığı için, bir Musevi olarak, onların yanında yer alması gerektiğini söylemiştir. Elie Wiesel, Türklerin bu olayla ilgili olarak bazı sorumlulukları kabul etmesi gerekip gerekmediği hakkındaki bir soruya aynen şu cevabı vermiştir: "Kimse Türklerden sorumluluk almasını talep etmiyor. Ermenilerin bütün istediği hatırlama hakkıdır. Birinci Dünya savaşında vuku bulan olaylardan bizi yedi kuşak ayırmaktadır ve aklı başında olan hiç kimse vaktiyle olanlar için Türklerin bugün sorumlu olduğunu söyleyemez. Ermeniler tazminat istememektedir; hatta bir özür dahi istememektedir. Hatırlama hakkı istemektedirler. Türkler sadece gerçekte ne olduğunu kabul etmekle çok şey kazanacaklardır. En yüksek mevkilerdeki Türk devlet adamlarıyla konuştum; bu konu hakkındaki tutumları, benim de hak verdiğim bir husus hariç, tamamen mantık dışıdır; Hitler'le kıyaslanmak istememektedirler. Tabii bunu kimse istemez. [2] Görüldüğü gibi Elie Wiesel, özetle, günümüz Türklerinin (Türkiye'nin) 1915 olaylarında sorumluluğu olmadığını, Ermenilerin de tazminat ve özür değil, hatırlama hakkı (soykırıma uğradıklarının Türkler tarafından kabul edilmesi) istediklerini söylemekte ve Türkiye'nin bu konuda yapacağı bir bildiriyle her şeyin çözümleneceği gibi bir kanı vermektedir. Sorun bu kadar basit değildir ve Elie Wiesel'in bu sözleri normal Ermeni söylemine ters düşmektedir. Nitekim ABD'de Ermeni gazetecilerinin en ünlüsü olan ve Ermenistan Hükümeti tarafından nişanlar verilmiş bulunan Harut Sassounian, Wiesel'in bu sözlerine derhal itiraz etmiştir. Adı geçen bu konudaki yazısında [3] Wiesel'in yukarıdaki ifadelerinin doğru olmadığını, aksine Ermenilerin ölülerini hatırlamak veya yasını tutmak için kimsenin iznine ihtiyacı olmadığını, hatırlama haklarının sorgulanmadığını, ayrıca bizi yedi kuşağın soykırımı zamanından ayırdığının da doğru olmadığını, Ermeni soykırımının hala görgü tanıkları olduğunu söylemiş ve Türklerin sorumluluğu konusunda Ermenilerin günümüz Türklerini Ermenileri öldürmekle suçlamadığını, ancak Türk Devletini Ermeni soykırımına ilişkin olayları tahrif ve inkâr ettiği için sorumlu gördüğünü eklemiştir. Sassounian ayrıca Elie Wiesel'in Ermenilerin tazminat ve özür değil hatırlama hakkı istedikleri hakkındaki ifadelerinin de doğru olmadığını, aslında Ermenilerin Türklerin özür dilemesiyle pek ilgilenmedikleri, buna karşın maruz kaldıkları büyük zarar telafi edilmesi için ısrar ettiklerini belirtmiştir. Sassounian, adalet yerine gelmeden Türkler ve Ermeniler arasında uzlaşma olmayacağını, adalet için de işgal edilmiş toprakların ve yağmalanmış malların geri verilmesi ve katledilmiş olan 1,5 milyon Ermeni için de tazminat ödenmesi gerektiğini ifade etmiştir. Görüldüğü gibi Elie Wiesel Türkler ve Ermeniler arasında bir uzlaşma sağlaması için Türkiye'nin soykırım iddialarını kabul etmesinin yeteceğini söylerken Harut Sassounian bunu yeterli bulmamakta ve işgal edilmiş toprakların geri verilmesini (diğer bir deyimle Türkiye'nin Ermenistan'a toprak vermesini) ayrıca tehcire tabi olan Ermenilerin geride bıraktıkları mallarını almalarını ve öldürüldüğü iddia edilen 1,5 milyon Ermeni için de tazminat ödenmesini istemektedir. Burada üzerinde durulması gereken husus, Elie Wiesel'in Ermeniler Türklerle uzlaşmak için çok az talepte bulundukları ileri sürerek Ermeni soykırımı iddialarının kabul edilmesini savunmuş ve ABD'de, özellikle Musevileri buna inandırmış olmasıdır. Oysa. Ermenilerin talepleri her zaman Wiesel'in ileri sürdüğünden çok da fazla olmuştur. Bu vesileyle Kars Antlaşması halen yürürlükte olduğu için Ermenilerin hukuken Türkiye'den toprak talep etmelerinin mümkün olmadığını, Lozan Antlaşmasının savaşta yerlerini terk eden Osmanlı vatandaşlarına geri döndüklerinde malları alma hakkını verdiğini ancak bu konudaki zaman aşımı çoktan dolduğu için artık bu malların iadesi için talepte bulunulamayacağını, son olarak da Lozan Antlaşması’na ekli Protokol gereğince savaş sırasında siyasi ve askeri amaçlarla işlenen suçlar affedilmiş olduğundan bu dönemde ölen Ermeniler için tazminat verilmesi de söz konusu olmadığını hatırlatalım. [1] Philadelphia Jewish Voice, 28 Ekim 2007 [2] Philadelphia Jewish Voice, 28 Ekim 2007 [3] California Courier Online, 1 Kasım 2007