Nedense takiyeci çevre bu aracı çok daha farklı algılayıp farklı yansıtmaya çalışıyor. Ne bileyim ergenekon diyor, börteçine diyor, halk iradesi diyor, kırkyedi diyor......... ve bu liste uzayıp gidiyor. Yanlış mı yapıyorum bilemem ama bu görüştekiler ile Kurtuluş Savaşı sırasında Mustafa Kemal'in başkomutanlık yetkisini demokrasi için bir tehdit olarak niteleyen sözde muhalifler arasında bir benzerlik var gibi geliyor bana hem de oldukça büyük bir benzerlik. Ki o muhalifçiklerin dahilinde bulundukları meclisin kuruluşu için Mustafa Kemal'den daha fazla emek sarf etmiş başka biri de yoktur.
Son olarak burada çoğumuzun haberi bile olmadığı, duymadığı, okumadığı bir nutuktan bahsetmek istiyorum. Her ne kadar bazı insancıklar kurmaca olduğunu iddia ediyorlarsa da, Ulu Önder Atatürk'ün Bursa Nutku:
Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, “Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır” demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.
Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır.Genç, “Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir” diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, “demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek”
Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, “ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir.”
İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği!