Dün ne yazıyım diye düşünüyordum ve 6. sınıfta zorunlu 19 Mayıs gösterilerine hazırlanırken beden eğitimi hocasının para vererek aldırdığı şort ve atletin aynısı tişörtü hazırlık çalışmasından sonra giymiştik. O zaman ayağımda ilk defa giydiğim iskarpin ayakkabı vardı.
Atlet, şort ve iskarpin… Eve bu kıyafetle gittiğimi hatırlıyorum ve şimdi düşündüğümde nasılda büyük bir dongozluk yaptığımı görüyorum…
İskarpinle maceram o yıl bittikten sonra Lise 1 de tekrar başladı. Sinir oluyordum iskarpine, ama bir kere alınmıştı ve giymem gerekiyordu. Derslerde, sessizse eğer 2-3 adım atınca “tak-tak” diye ses çıkarırdı. O yıl giydiğim iskarpinle ilgili en komik anım ise şu: Bizim sınıfta, görseniz 6. sınıfa gittiğini sanacağınız boyda bir çocuk vardı. Tabiri caiz ise “Yerden Bitme” - birgün onu kovalarken sınıfın kapısında ona var gücümle tekme savurduydum, ama iskarpini bilirsiniz, ayağım yukarı doğru kalkınca tek ayak kaydı ve “langırt” diye sırt üstü yerde buldum kendimi… O günden beri giymiyorum iskarpini, giymekte istemiyorum. Umarım birgün iş gereği giymek zorunda da bırakılmam…