
Bir çiğ tanesi susarsa yaprağında
Rüzgarda yalnız düş kokulu bir renk ol
YeÅŸil olsun isminin ilk nefesi
Ve cennette uyurken bir tüy gibi hafif
İncinmesin bedenin yapraktan süzülürken
Sen saksaÄŸan ol
Fesleğen koksun parmakların
Ne ağırdır yazarken kül rengini
Gülümsersin de
Yaprağına özenir isminin ilk nefesi
Tatlı ismi gibidir
Bir avuç cennet balı
Yollarında kırılmaz bursa yalnızlığı vardır
Bir de gülümsersin
Severim de gülümsemeni
Bir çiğ tanesi ol susayınca yanakların
Yaprak kokulu nefes ol ki yorulmasın yastığında
Yastığının çukuruna düşmüşse umutların
Sen şimdi sessiz bir kız çocuğu gibi hızlı hareketlerle
Ve severken anneni
Ve yoksulluÄŸunu bilmediÄŸim
Sen şimdi saçların gibi görünmüyorken gözlerime
Zamandan korkup sığınır isminin ikinci nefesi
İçine çeker güvercinler
Arâbî bir sonsuzluk olur çöl boyunca bir bulut
Kum tanesinde yaşamak gibidir dünya
Haziranda yaÄŸmur ol
Eylül kokulu bir yaprak
Sen şimdi en ince yerinde gözlerinin
Sevimli bir çiğsindir ki
Bir çiğ en çok gözyaşına benzer
Yine de seversin ben de severim hayatı
Gözlerin susarsa bir çiğ tanesi ol
Tutunmak da seninle lacivert kokulu bir güldür
Ki gül kokusu tüterken cennete
Seni içeriz yaprağından
Sevmesen de bu ÅŸiiri
Tubasındır bir yaprağın da budur artık.
Mustafa Tutar