Fazla söze gerek yok seninle büyüdük.. Allah rahmet eylesin..
1065 öğe. (0 okunmamış). Yazarlar: 30
Fazla söze gerek yok seninle büyüdük.. Allah rahmet eylesin..
Aslında uzun zamandır yazmayı düşündüğüm hatta 2007 sonu gibi yazmam gereken klasik “bu yıl da böyle geçti” yazısını yapmak istediğim çoğu şey gibi ertelemiştim. Hazır okullar tatile girmişken hem geçen yılın yaşananlarını hem bu yılın beklentilerinin hemde akademik dönem bilançomu ele alarak üçü bir yerde yapayım dedim..
Nasıl geçti?
2007 tüm dünyada olduğu gibi bende de pek parlak geçmedi. Dünyada çıkan anlaşmazlıkların, çatışmaların hepsini ufak çapta kendi hayatımda da yaşadım. İlginç tecrübelerim oldu ve tecrübeler ilginç oldukları gibi pek de acı geldiler bünyeme..Dostluklar, arkadaşlıklar ve diğer tüm şeylerin dibe battığı bir yıldı benim için.. Birbirini destekler şekilde herşey düşüşe geçince haliyle dersler de buna uyum sağlamak istedi ve hayatımın en berbat notlarını alarak kendi tarihimi yazdım. Beş adet birin olduğu karnem göz doldurmuştu..Yaz çalışmasında (tatili diyemiyorum) bütünlemelere hazırlanmakla geçti. Dinlenmekten öte daha çok yorulduğum dönemlerden biridir. Bütünlemelerden de ucu ucuna kalınca asıl fırtına koptu; sınıfta kaldım.. Açıkçası bu olayda başkalarını suçlar gibi görünsem de suçu hep kendimde gördüm neyse.. Birkaç üzüntülü haftanın sonunda bizim için özel açılan E-10/A sınıfında 3 kişilik dev kadroyla “eğitim” e devam etme “lüksümüz” oldu.. Hiç mi iyi şeyler olmadı? Tabii ki hayır; çok geç tanıştığım ama iyi ki tanıştığım dediğim İlkay tamamen şans eseri karşıma çıktı, kısa zamanda çok şeyler paylaştık..Sonra bilgisayar üzerindeki işler de iyi gitti diyebiliriz; www.ozgurlukicin.com üzerinde bir grup gönüllü olarak Pardus hakkında çalışmalar yapıyoruz. Pardus mu ne? Ona da girip bakacaksınız :)
Neler öğrendim?
Peki bu 2007 bana neler kazandırdı dersek kısaca şu cümlenin doğruluğundan emin oldum; Bir musibet bin nasihattan iyidir.. Pek çok şeyi göre göre ısrarla yanlış yapmam sonucunda yaşadıklarım bana tecrübenin en acı ilaç olduğunu öğretti. Eh o ilaçtan fazla içmemek için gayret ediyorum artık :) Bu arada susmanın da önemini öğrendiğim bir yıl oldu.. Ve ne yazık ki hiç hoşlanmadığım bir sözde gerçeklik payı olduğunu gördüm “bu devirde babana bile güvenme” Koca yıl bunları öğrenmekle kalmadım tabii, ama diğerleri bende kalsın ;)
Bu yıl nasıl olmalı?
Hep gıcık olduğum bir soru vardır o da yılbaşında sorulan “yeni yıldan beklenti” sorusudur. Bir zaman dilimi insana ne getirebilir ki? Bir filmde duyduğum replik “kimse sana birşey vermez sen alırsın” işte bende yeni yıldan beklentimi sormuş olanlara bu cümleyi söylüyorum.. Peki ben yeni yılda neleri elde etmek istiyorum. Öncelikle notlar, notlar, notlar.. Hepsini yüksek tutma amacındayım, ciddi anlamda gaza geldiğimi söyleyebilirim :) (geç oldu güç oldu ama) Bir diğer maddi konu da bilgisayar konusunda kendimi daha da ilerletme gayretinde olmam. Ayrıca yazdığım makale saysısında büyük bir artış olacağını müjdelemek isterim( Bu cümle benden Akın’a gelsin). Yapmak istediğim şeylerin arasında İstanbul’a bir fotoğraf gezintisine çıkıp hoş kareler yakalamak da var.. Kendisi sanatsal bir isteğimdir :) Benim iç dünyamı ilgilendiren kısımda ise insanlarla olan mesafeleri biraz açmayı planlıyorum bu yıl. Belki dışardan soğuk, meymenetsiz gözükebilirim ama böylesi daha iyi sanırım. Büyük bir arkadaş kitlesindense 2-3 kişilik bir dost grubu tercihimdir..Birde yapmam gereken şeyleri erteleme alışkanlığıma son vermeyi düşünüyorum. Unutmadan arkamdan laf çevirenleri de bir bir çevireceğimi de belirtmek isterim. Özetle öyle çok büyük şeyler hedeflemedim hepsi yapabileceğim şeyler diyebiliriz, gözümüz gönlümüz tok..
İlk dönem karnem ne durumda?
Hayatımın geçen en berbat yılının ardından üstüne sınıfta kalmam başlarda derslere ve okula olan ilgimi azalttı. O yüzden notlarım hala benim için yeterli düzeyde değil. Arap atı özelliğimi bilenler bilir ikinci dönem çok daha farklı olacak. Bu arada hala bir adet bir karnemi süslemekte :) (bknz:fizik uygulama) Geri kalanı 3-4-5 öyle aman aman iyi olmasada berbat da sayılmaz. Ortalamamı 2.55 seviyesinden 3.57 seviyesine çekmişim..
Son olarak..
Yazının aslında her kelimesinde bahsetmem gereken dostum Uğur’a tekrar teşekkür ediyorum. Hem geçirdiğim kötü zamanlar için “geçirdiğim” diyebilmemi sağladığı hemde gelecek hakkında bana güç kattığı için. Zaten gönlümde yeri büyük olan dostum benim için çok çok daha değerli artık..
Oturan Boğa ve Çılgın At gibi, ABD’lilerle yaptıkları savaşlarla ünlenen büyük şeflerin mensup olduğu Lakota kabilesi (Siyular), 150 yıl önce atalarının ABD ile imzaladığı anlaşmaları tek taraflı feshettiklerini açıkladı.
Kabile temsilcisi Russel Means, Washington’da önceki gün düzenlediği basın toplantısında, “Biz artık ABD vatandaşı değiliz, bizim vatanımızı kuşatan 5 eyalette yaşayan herkes de bize katılmakta serbesttir” ifadesini kullandı.
Aldıkları kararla ilgili bir mesajın ABD Dışişleri Bakanlığı’na Lakota kabilesi liderlerinden oluşan bir heyet tarafından geçen pazartesi iletildiğini söyleyen Means, ABD vatandaşlığından çıkmaları halinde kendi topraklarında yaşayanlara pasaport ve ehliyet vereceklerini bildirdi.
Bu hafta içinde Bolivya, Şili, Güney Afrika ve Venezuela’nın ABD’deki büyükelçiliklerini ziyaret ederek kararlarına destek aradıklarını belirten Means, “değersiz bir kağıt parçasındaki değersiz sözler” olarak nitelendirdiği anlaşmaların, “Siyuların kültürlerini yok etmek ve topraklarını çalmak için ABD tarafından defalarca ihlal edildiğini” ifade etti.
Means, “Amacımız ABD’yi zor durumda bırakmak değil. Biz sadece onurlu bir yaşam istiyoruz” şeklinde konuştu.
Arkanızdayız ;)
Bunlar da hayatın gerçeği ve Linux’ un başaralı olması için gerekli formül. Arkadaş yılmamış araştırmış yazmış :D
LINUX çulara soruyorum o kadar savunuyorsunuz da, neden ve neden sadece linux kullanmıyorsunuz…
Sadece linux kullanın bakalım hayat nasıl geçecek….
Bende bir linux taraftarıyım ama taraftarı olduğum kısımlar, sadece açık kaynak kod olması….
AMA GICIK KAPTIĞIM ve BUNLARDAN DOLAYI HER ZAMAN windows un arkasından geleceği kesin olan Linux un eksi yönleri,
-Linux ta bir program kurmak için hiç bilgisi olmayan birinin 4 yıl sonra belki öğrenmesi(BELKİ). Program kurmak o kadar zorki, o yüzden adamlar linux tan kaçmasınlar diye linux sürümleri içinde bir sürü çeşit çeşit program koyarlar, millet kuramıyor ki, bari kendisiyle gelen programları kullansınlar..
-Aynı şekilde hiç bir zaman sürücü yükleyemezsiniz, linux sürücüleriniz(driver) elinizde CD dedir ama onu kuramazsınız, bir 5 yıl uğraşmanız gerek..
-Linux ta directx gibi sağlam bir 3D yöneticisi olmadığı sürece hiç bir oyun firması linuxa destek vermez, sadece directx gibi bir program yapsalardı OYUN firmalarının destek vermesiyle linux %50 windows %50 gibi oran olurdu.. opengl ile olmuyor bu işler..
-LiNUXu ayrı ayrı çıkarttıkları için, her sürüme uygun programı bulmalısınız, yani programlar sadece tek bir versiyon ile çalışıyorlar, onu da siz çalıştıramazsınız çünkü kuramayacaksınız…linux un artı yönleri
-Virüslerle uğraşmazsınız ama bu çok aptalca, virüs yazan kişiler mal mı ki LİNUX gibi dünyada çok az kullanılan bir sisteme virüs yazsınlar..Kullanıcı olarak hangisi fazla ise o sisteme virüs yazarlar.. linux fazla kullanılacağı günler olursa sadece linuxa virüs yazarlardı ama olmayacak. Bu yüzden linux ta virüs sayılı olarak çok azdır..
-En düşük sistemlerde bile rahatça çalışır fazla güç istemez bu çok iyi.. AMA ÇOK HIZLI ÇALIŞMAZ bilenler yanlış biliyor aksine yavaş çalışır.. SADECE çok az güç istediği için düşük sistemlerde bile rahat çalışması hızlı çalışması anlamına gelmez.. Deneyin ve görün sadece bir klasördeki boyut hesaplaması yıllarını alır..linux şu aşağıdakileri yaparsa bir numara olur en fazla kullanılır..
-O aptal linux tümden çekirdek yapısı dahil herşeyi değişmeli, linux sisteminin klasör yapısı o kadar aptalcaki içinden çıkamazsınız..
-açık kaynak kod olarak SADECE bir tane linux sitemi olması, SADECE o bir tane sistem geliştirilmeli.. Mal mal bir sürü ayrı sürüm(fedore, gelecek linux …..vs gibi) çıkartılmamalı..
-sağlam 3D oyun yöneticisi (ekran kartları buna göre yapılandırılır ki düzgün bişi olsa nvidia ve ati hemen atlar..)
-programlar tıklama ile kurulmalı
-Firefox u açık kaynak kod olarak örnek alsın linux.. Çok hızlı olarak mükemmel hale geliyor, kullanımıda çok basit ve anlaşılır… Linux ise firefox un tam zıttı…KISACASI KENDİMİZİ KANDIRMAYALIM LINUX BİR HİÇ
Kimse hakaret olarak algılamasın, BUNLAR BENİM DÜŞÜNCELERİM..
Teşekkürler..Ayrıca windows taraftarı değilim ama linux hiç değilim… BURADAKİ AMAÇ ev kullanıcısına için nasıl bir işletim sistemi olmalı, ister BS dan hiç anlamasın isterse profesyonel olsun, herkese yönelik olarak…
Yorum yapmıyoruz.. Hepimiz Linuxuz hepimiz Pardusuz :)
Sevgili OpenOffice.org ve OpenDocument destekçisi;
Tüm dünyada <NO>OOXML (OOXML’e Hayır) dilekçesi 70.000′i aşkın insan tarafından desteklendi. OOXML (Office Open XML)’i etkileme çabamız şimdiye kadar şaşırtıcı bir başarı elde etti. Sorunları çözmek için şubatta Cenevre’de yapılacak olan “Ballot Çözüm Toplantısı” (Ballot Resolution Meeting) kadar 100.000 imza toplamayı hedefliyoruz.
Microsoft ne olursa olsun daha önceden resmi olarak yayınlanmış teknik eksiklere ve ISO 26300:2006 (OpenDocument, ODF) biçiminin varlığına rağmen kendi belirlediği “standart” ofis biçimini kabul ettirmeye çalışıyor.
11 Aralık 2007 Salı gününe kadar Ballot Çözüm Toplantısı’nda yer alacak olan Türk Standartları Enstitüsü‘nden (TSE) görevliler ISO’ya bildirilmek zorunda.
En azından Portekiz ve İrlanda, Microsoft tarafından temsil edilecek! Biliyoruz ki, diğer ülkelerde de Microsoft çözüm ortakları kendilerini uluslararası delegasyonun başkanı olarak öneriyorlar. Eğer bir önlem almazsak, birçoğu başaracak. OOXML’in geleceğini belirlemek için Microsoft’un Cenevre’de ülkenizi temsil etmesine izin verecek misiniz?
Değişiklik yapabilirsiniz. +90-312-416 62 64 numaralı telefondan TSE’yi arayın ve aşağıdakileri anlayabilmemiz için bize yardımcı olun;
a. Cenevre’deki Ballot Çözüm Toplantısı’nda (?? DIS 29500) TSE’yi kim temsil edecek?
b. Eğer TSE son açıklama tarihi olan 11 Aralık’tan haberdar ise delegelerin seçimi ne zaman yapılacak?
c. BRM’ye ülkeniz adına katılacak olan delegeler, Microsoft’tan yeterince bağımsız mı?
d. TSE’nin sorumlu komitesi, 3500 çözüm önerisi veya hepsi değilse bile sadece gönderdikleri ulusal açıklamalar üzerinde çalışıyor mu?
Lütfen bulduklarınızı bu e-postaya cevap vererek bildirin, aşağıdaki sayfayı her ulusal delegasyon üyesi ile birlikte güncelleyeceğiz.
Bu saçma standart önerisine karşı çabalarımıza yardım etmek için daha birçok şey yapabilirsiniz:
1. E-posta listelerimize katılın ve birçok aktif üye ile bağlantı kurun:
[lists.ffii.org]
2. <NO>OOXML kampanyasını yürüten FFII üyesi olun:
http://action.ffii.org/member_application
3. Dünya genelinde doğru ve açık dijital standartları destekleyen DIGISTAN üyesi olun; lütfen ilgi alanlarınızı şu adrese gönderin: members@digistan.org
4. OOXML hakkında blog girdisi yazın, bu tartışmaya şekil verecektir; örneğin İsveç’teki başarımıza blog girdileri büyük bir katkıda bulundu.
5. Kampanyamızı finansal anlamda destekleyin:
[www.noooxml.org]
Saygılarımla,
Benjamin Henrion
<NO>OOXML Kampanya başkanı
Şimdi Amish de ne diyebilirsiniz o yüzden kısaca bir tanıtalım.
“ABD’nin Pennsylvania ve Ortabatı eyaletleri’nde (ve Kanadada) yaygın olan bir Protestan mezheptir. 18. ve 19. yüzyılda Almanya, Fransa ve İsviçre’den gelen göçmenler tarafından kurulmuştur. Amishler basit bir yaşama inanırlar, otomobil, telefon, elektrik gibi modern yaşamın kolaylıklarını kullanmaktan sakınırlar. Bu insanlar kendilerini toplumdan dinsel inanışları yüzünden ayırırlar.”
21. Yüzyılın ortasında ortaçağ teknolojisiyle yaşayan Amishler genellikle tarım ve hayvancılıkla uğraşıyorlar. Eski zamanları anlatan filmlerde görmeye alıştığımız kıyafetleri bu arkadaşların üstünde görmek mümkün. Farklı kıyafetlerin alçak gönüllülüğü azaltıp ayrımcılık oluşturduğuna inanıyorlar. Erkekler koyu renkli pardösüler, kadınlar ise uzun elbiseden başka bir şey giymiyorlar. Kadınların makyaj yapmaları, mücevher takmaları da tamamen yasak.
Elektrik dahil her türlü teknolojiye karşı olan Amishler elektrikle aydınlanmıyor, telefon kullanmıyor, televizyon seyretmiyor, radyo dinlemiyorlar. Amishler at arabalarıyla gezer, çamaşırlarını elde yıkar hepsinden ötesi ne vergi öderler ne de çocuklarını okula yollarlar. Aynı zamanda orduya da katılmazlar. Amishler devletten hiçbir hizmet beklemezler çünkü Amish inancına göre toplumda bir dış güç tarafından sağlanan sosyal güvence toplumdaki dayanışmanın zayıflaması, bozulması için zemin oluşturuyor.
İyi hoş Amishleri anlattık da ne ilgisi var bunun elektrik kesintisiyle ? Geçen gün her zaman olduğu gibi bilgisayarımı açtım aradan yarım saat geçti “ciuuuuuv” tarzında bir sesle tüm ev karanlığa gömüldü haliyle bizim ekranda.. Neyse mum ışığında geçirdiğim romantik on dakikanın ardından evdeki ışıklar yeniden yandı.. Gittim bilgisayarı yeniden açtım tam istediğim şarkıyı açmışken yine o acı ses “ciuuv” ev yine karanlığa gömüldü.. Bu olaylar zinciri yaklaşık on kez çeşitli aralıklarla bir akşam içerisinde gerçekleşti. En sonunda pes ettim kapadım herşeyi yattım. Buradan Tredaşa sesleniyorum ya adam gibi elektriğimizi verin yada biz kendimizi kandırmayalım değil mi? Hayır bu hizmete vereceğimiz parayla Amishlerin yanına gitmek için uçak bileti alırız o yüzden söylüyorum… Ayrıca rivayet odur ki Edirne’nin elektrik alt yapısı İtalyanlardan kalma peki ya İtalyanlar ne zaman Edirne’ye gelmişler orasını bir tarih kitabı açarsanız göreceksiniz daha fazla yoruma gerek yok sanırım.
Bir süre ne yazı yazmayı düşünüyorum ne de başka bir etkinliğe katılmayı, hoş katılamadık daha ama olsun.. Normal bir kullanıcı olarak msnde takılmayı ve oyun oynayıp bilgisayarımı kapatmayı düşünüyorum artık.. Tüm arkadaşlara başarılar dilerim ve kafamı dinlerim..
Keşan’da yani oturduğum Edirne ilinin bir ilçesinde yaşı ve aklı küçük bir zat-ı salak bir veled yüksek tarih bilgisini de kullanarak bir kompozisyon yazmış önce kompozisyonu alalım sonra bu zat-ı salak veled hakkında yorumlarımızı yapalım. Daha doğrusu bu yazıya ödül veren yaşı büyük aklı kısa insanlar içinde bir kaç söz söyleyelim.
1299 yılında Söğüt ve
çevresine inen küçük kara bulut yavaş yavaş büyüdü ve tüm Balkanları
sardı.Bu kara bulutun altında tüm insanlar kendilerine olan saygınlıklarını
yitirip bir kişi için çalıştılar.Elde ettikleri her şeyi bir haine
verdiler.Sonucunda da çoğu bu hainin emri ile öldürüldüler.
İşte tüm bu zamanlarda ne güneş doğmak,ne kuşlar ötmek, ne bulutlar
dans etmek,ne de bayraklar dalgalanmak istedi.
Bu kara bulut ve onun doğurdukları 1918 yılına kadar sürdü.1918 den sonra
yavaş yavaş dağılmaya başladı.
Okuduğumuza göre hicve başlayabiliriz gerçi böylesine küfür etsen iltifattır ya olsun.. Bu küçük arkadaş bazı şeylere değinmemiş ihanetleri
konusunda onlara ben değiniyorum ki hainlerin neler yaptığı ortaya çıksın! Öncellikle yaşı ve aklı küçük yavrum senin oturmuş olduğun bölgeyi bu hainler almıştır. Sonra bu kara bulut balkanlarda yüzyıllarca barışı sağlamış adalet dağıtmıştır öyle ki bugün pek çok siyasal bilimler uzmanı bu hainlerin bunu nasıl sağladığını hayranlıkla araştırmakta ve alkışlamaktadır. Bir kişi için çalışan o köleler zamanın en rahat insanlarıydı öyle ki Sivasın geliri 20 milyon altın iken aynı yıllarda Fransa İngiltere gibi ülkeler 3.5 ile 4.5 milyon altına sahipti. Bak ülkeyle ülkeyi değil şehir ile ülkeyi karşılaştırıyorum sen bunları birkaç sınıf sonra derslerde öğretirlerse orantı kurarak aradaki farkı anlarsın!! Bu kara bulut 625 yıl sürdü öyle ki geçirdiğimiz bu 80 yıl bu hainlerin devamıdır! Ortadoğu, balkanlar, kafkaslar ve orta avrupa bu hainlerin elinde gül gibi geçinmekteydi! Yaşın küçük öğrenecek çok şeyin var bildiğini sananlardan değil bilmediğini bilenlerden olmanı tercih ederdim..
Birde bu ödülü veren idiotlara da selam olsun. Hainlik rüşvet yememek bu vatan bu topraklar için ölmek demekse hainlik senden sonra gelecek kuşakları düşünmek herkese adalet dağıtmaksa, hainlik korkmamak hainlik tarihe geçmekse siz ne hain oldunuz ne hainsiniz ne de hain olacaksınız!!! Tarih sizin gibi ahmakları es geçecektir..