Ben ilk kez dergi denen şeyle tahminen 5-6 yaşlarında, hece olayını aşmış ve sözcükleri seçebilir haldeyken tanıştım. Aklımda çok net bir Özal portresi var, çünkü elime aldığım ilk dergi Gırgır'dı, görenler hatırlar, Gırgır'ın fiyatı kapağında Özal para birimiyle hesaplanır, enflasyona bağlı olarak kapaktaki Özal portresi şeklindeki simgelerin sayısı yıllar içinde artar dururdu...
Mizah dergisi tamam, karikatür zaten, ama dergi denen kavramın genel anlamda farklı bir yöntemi, nedeni, anlayışı olduğunu ve onun "bir tür" olduğunu kavramam için liseye başladığımda Express denen muhteşem dergiyle tanışmam gerekti. Lise biteyazarken, "eli kalem tutan" bir topluluk olarak kendi sözümüzü söyleme ihtiyacımız had safhaya ulaşmıştı ve o yıllarda yayına başlamış olan Öküz gibi "bizim kültürün" dergilerinde kendimize yer bulmayı beceremiyorduk. Böylece kendi dergimizi çıkarmaya başladık. Ondan sonrası çok daha net. Türkiye'de yayınlanan yüze yakın derginin öyküsüyle çakışan bir kaç senelik bir dönem...
Yıl 1998. "yahu" dedik, "matbaacıya senet imzalayıp sonra da Kibar Feyzo gibi, senedin günü geldi, senedin günü geldi diye koşuşturacağımıza, neden internetten yayın yapmıyoruz?" dedik. O gün tasarım olarak mantıklı bulduğumuz bir yapıyı taklit eden bir siteyi hayata geçirdik. Bugün, o yapıya blog dendiğini ve aslında arkasında bir program çalıştığını biliyor olmak, elle html kodlarını kopyala, yapıştır, içeriği değiştir kaydet şeklinde geçen saatlere bir tuhaf bakmamı sağlıyor takdir edersiniz ki... Ama bilmemek değil, öğrenmemek ayıp. ;)
Dergi ve İnternet sitesi kavramlarının kişisel tarihimdeki bu tuhaf tanışmalarının ardından, size de daha anlaşılır gelecektir ki, e-dergi, pdf olarak dağıtılan bültenler falan benim için teknoloji ötesiydi "o işler için mac lazım" diyenler vardı... Bugünse her şey ne kadar tuhaf, az önce fırsatını bulup Özgürlükİçin.com 'un yayınladığı e-derginin 2. sayısını okudum. Özellikle Seyit Gönenç Çalıcı'nın, bu sayının editörlüğünden önce bir senelik bir özgür yazılım deneyimi olduğunu anlattığı giriş yazısı bana tüm bunları düşündürdü. İçim bir garip oldu, sonra koyuldum okumaya... Gerçekten dört başı mamur güzel bir dergi hazırlamış topluluk yine... Seyit Gönenç başta, tüm ekibe tebrikler. Gerçekten ilgi çekici yazılar, haberler ve dosyalarla, harika bir tasarımla sunulmuş... Daha nicesi çıkar diye umuyor, tüm topluluğa başarılar diliyorum!
Birçok kişi biliyor ama yinede bilmeyenler için

From S. Çağlar Onur's