Aslında sanırım çok da haddim değil böyle konularda tavsiye vermek. Gerçi Çalışma Ekonomisi ve Endüstriyel İlişkiler adlı
bölümde ziyan ettiğim üç sene boyunca, bölümün ana konusu bugünün deyimiyle İnsan Kaynakları olduğu için hepten habersiz değilim bu işin nasıl tasarlandığına dair... Ötesinde sevgili ablam da on yıldır insan kaynakları uzmanı olarak çalıştığı için az çok bu iş farklı sektörlerde nasıl yaşanır onu da uzaktan izlemişliğim var... Yine de, araştırmalara, objektif bazı verilere falan dayanmayan, çokça kişisel yorumlar olarak ele alınmalı bu ukalalığım...
Ablama danışıp da "plazavari" işyerleri bu konularda neler düşünür sormayı pek akıl etmeden giriştim bu girdiyi eklemeye, ama bu konularda çok farklı düşünmediğimizi, onu tanıdığım kadarıyla tahmin ediyorum diyelim.
Aksi belirtilmedikçe, özgeçmişinize fotoğraf koymak gibi saçma sapan bir harekette bulunmayın. Özellikle bunu isteyen firmalar, sizi "stand elemanı, aktör/aktris, manken vb." gibi özel bir pozisyona çağıran ilan yayınlamamışsa da, o firmaya başvurmayın. Tipin önemli olmadığı bir alanda çalışacak insanların buna göre seçilmesine onay vermeyin.
Tip hangi durumlada sorun olabilir? Yüzünüzde bir yanık olması, her yanınızın sivilcelerle kaplı olması gibi bence hiç sorun olmayan ama belki bir bankanın, hava yolunun müşterilerle muhatap edeceği insanlarda tercih etmeyeceği bazı durumları belirlemesi için mantıklı olduğunu düşünelim. Ancak Pardus'a sistem yöneticisi aradığımızı duyurduğumuzda, ne yapalım biz sizin vesikalık fotoğrafınızı değil mi? Kabul edilirseniz, sigorta işlemlerinde, kimlik kartınızda ya da başka alanlarda gerekli görülen fotoğraflar sizden ayrıca istenecektir zaten...
Ayrıca belirtilmeyen durumlarda İngilizce özgeçmiş göndermeyin. Türkçe ilan yayınlayan ve karar mekanizmalarında Türkçe konuşmadığı var sayılabilecek insanlar olmayan kurumlarda bu size gülünmesine yol açacaktır. Hani yurt dışında kurulu olup, Türkiye'de de faaliyet gösteren bir firmaya başvururken, karar verecekler arasında Türkçe bilmeyen insanlar olabileceğini düşünerek böyle bir incelik göstermeniz hoş olabilir. Ancak, örneğin, Türkiye Cumhuriyeti'nin bir kamu kurumuna başvururken bu çok anlamsız olur.
Kariyer konusunda ücretli/ücretsiz danışmanlık veren firmaların tuzaklarına kanarak bildiğinizi iddia ettiğiniz konularda kendinize puan vermeyin. Ne demektir ki html bilgisi 5/7 olmak mesela? O 7 barem neye göre bölümleniyor ve siz hangi 2/7 bölümünü bilmiyorsunuz html programlama yapmanın mesela?
Bunun yerine şöyle bilgi vermenizi önerebilirim: Size bir görev verildiğinde o görevi kimseye gereğinden fazla ekşimeden, mevcut bilginizle ya da İnternet'te ya da basılı kaynaklarda yapacağınız araştırmalar sayesinde kendi kendinize yapabileceğinizi bildiğiniz konuları bildiğinizi yazın. Bunu nereden anlarsınız diye bakacak olursak, önceki projelerinize bakın... Eğitiminiz devam ederken ders konusu olarak da olsa, bir programlama diliyle gerçekleştirdiğiniz özgün bir projenin çalıştığına tanıklık ettiyseniz o programlama dilini bildiğinizi söyleyebilirsiniz. Eğer o alanda uzman olduğunuzu iddia ederseniz ve başvurduğunuz şirket teknoloji alanında çalışıyorsa isminizi Google'a yazdıklarında karşılarına tesadüfen eşleşen şair isim ve soyisimleri yüzünden antolojiler, sizin çalışmalarınızdan daha önce geliyorsa, sizi olsa olsa çay uzmanı olarak işe almayı tercih edeceklerini unutmayın.
Hobilerinizden bahsetmek gibi bir tercihiniz varsa, hobiniz bile olsa o alanda yaptığınız bir işten bahsedin. "Boş zamanlarımda" sözcüğü içeren niyet mektuplarının lise kompozisyonlarını hatırlattığı gerçeğini unutmayın. Amatör olarak (hobiniz olarak) fotoğraf çekmekten hoşlanıyorsanız ve bu fotoğrafları belirli yerlerde paylaşmışsanız (flickr, picasa, deviantart, trekearth, kişisel günlüğünüz vb.) "Fotoğraf alanında yaptığım amatör çalışmalarla ilgili bilgi, falanca siteden edinilebilir" bilgisini vermek, günümüz teknolojilerine uyumunuz, kendinizi geliştirmeye harcadığınız emek gibi konularda kalp fethetmenize yol açacakken; "boş zamanlarımda fotoğraf çekerim" sözcüğüyle araya sıkıştırılmış bir cümle, daha çok yeğeninizin doğum gününde fotoğraf makinasının size ihale edildiği gerçeğiyle bizleri başbaşa bırakmaktır...
Özgeçmişinizin biçimine önem verin. Sade, kolay okunan, hangi bilginin nerede yer aldığını anlamak için zaman harcatmayan bir özgeçmiş her insan kaynakları çalışanının rüyasıdır. Hangi okulu bitirdiğiniz bilgisine ulaşmak için bütün özgeçmişinizi iki kere gözüyle tarayan bir İK çalışanı için artık iyi bir aday olmazsınız.
Galatasaray, ST. Joseph, TED Ankara gibi mezunlarının birbirlerine fetişe yakın duygular içerdiği acaip bir okuldan mezun olmadıysanız ve fakat bir üniversiteden mezun olduysanız kalkıp da oraya hangi liseden mezun olduğunuzu yazarak zaman kaybetmeyin. Eğer öyle afilli bir lisenin mezunuysanız da bence yazmayın, başvurduğunuz yerde çalıştığını bildiğiniz bir abi/ablanıza mesaj atmakla yetinin. Lisede herkes çocuktur. Türkiye liseleri arasında insan seçmeye yönelik bir kalite farkı olduğunu düşünen iyimserlere aldanmayın. Eğer yalnızca liseden mezunsanız tabii yazın hangi liseden mezun olduğunuzu, bu şu anlama gelir: Lise mezunuyum. Yaşamımda bir üniversiteden mezun olmamış ve bana kelime anlamıyla hocalık etmiş insan sayısını düşününce diyorum ki, bu iyi bir şey bile olabilir. Memleketin üniversitesinden de ayrıca hayır mı gördük ki? Ama bu durumu bilmek ister İK çalışanları. Net bilgi de faydalıdır.
Başvurmayı planladığınız kurum size bu konuda belirli bir biçim önerdiyse (lütfen başvurunuzu falanca adresine, konu satırında mercimek yazan bir e-posta ile ve pdf formatında yapın gibi) konu bölümünde "iş başvurusu" yazan bir mesaja cv.doc diye bir dosya göndermeyin. Unutmayın ki, özgeçmişini gönderen tek insan değilsiniz ve gönderdiğiniz özgeçmiş diğerleriyle birlikte bir dizine kaydedilecek. İK çalışanı vatandaşlarımız isminizi hatırlayıp cv.doc dosyasını kaydetmeye çalışırken isminizi dosya isminin yanına eklemeye uğraşınca size inceden bir hal hatır sorma duygusu yaşarlar ve tahminen dosya isminin başına, sizin gibi arkadaşları ifade eden özel bir simge eklerler. Ben örneğin böyle bir dosya göndermem gerekse, verilen referans ve ismimi kullanır, öyle bir dosya gönderirdim. mercimek_koray_loker.pdf gibi...
Tercih ettiğim ve başarılı örneklerde gördüğüm bir başlık dizilimini de ipucu olarak ekleyeyim;
Okunaklı ama sade biçimde isminiz
Eğitim durumunuz
Askerlikle ilişkiniz (bu bence istenmesi çok doğru ve adil bir bilgi değil ama işe yarayan her ipucu, ipucudur...)
İş deneyimleriniz
Başvurduğunuz alanda faydalı becerileriniz (bize başvursanız programlama dilleri, deneyimli olunan sistemlerin bir listesi vb.)
Bildiğiniz dillerin bir listesi
Eklemek istediğiniz kişisel bilgiler (hobileriniden mi bahsetmek istiyordunuz? Ya da topluma yararlı bir STK gönüllüsü müsünüz? Belirli alanlarda dereceler kazanmış bir sporcu yanınızı vurgulamaktan hoşlanıyor musunuz?)
İletişim bilgileriniz (adres ve telefonunuz az yer kaplamıyor, en başa onları koyarsanız, ne iş yapan bir insan olduğunuza daha az önem veriyorsunuz anlamına gelir. Oysa ki nerede oturduğunuz ve e-posta adresiniz, yaptığınız işten daha kolay ve sık değişir...)
Benim 50YKr'um... Bu konuda kim ne yapıyor diye merak edenlere, fikir soranlara... İşe yarıyor mu derseniz, son on yıldır çalıştığım her iş bana bir şeyler kazandıran ve ayrılırken ağlaşarak ayrıldığım birbirinden güzel yerlerdi. Hala da ayrılma günüm geldiğinde gözyaşlarıyla terk etmem gerekecek harika bir işte çalışıyorum. Bunun ne kadar katkısı vardır bilmiyorum, ama olduğu kadar diyelim... Bir katkısı olmuyorsa zaten kazanacak ya da kaybedecek bir şeyiniz de yoktur... Ama Calvin'in de dönem ödevi sunarken dediği gibi, doğru bir sunum başarının yarısıdır ;)