Pardus projesi ayağa kalktığından beri kimi zaman hüzünlü vedalara sahne oluyor bloglarımız... Yaşamın getirdiği dönemeçlerde bizden "tam zamanlı" anlamıyla savrulup biraz uzağa çekilen, sonra dayanamayıp öteden beriden gene işin ucuna yapışan geliştiricileri selamlıyoruz yılda bir iki kez...
Bu, bir hüzünlü veda yazısı değil. Tüm o yazılardan sonra olup bitenler hakkında birazcık daha somut bilgi verebilmek amacıyla, gidenler nasıl bıraktılar yerlerini hatırlamak için yazılan bir yazı...
Son aylarda, herkes merakla 2008'i beklerken, arada bir dönem oldu ki, biz de 2008'i merakla beklemeye başladık. Kafalarımız karışmış, herkes her işe (kimi zaman yaptığımız gibi) koşmaya başlamıştı. Tabii bu günler kısa sürdü ve herkes birbirinin pozisyonunu sağlamlaştıracak, yapılan işi destekleyecek şekilde toparlanmakta gecikmedi. Yani Scotty ışınladı bizi, ışın kalkanlarını açtık, herkes yerini aldı. Ancak o sırada fark ettik ki, biz vedaları sevmeyiz diye kimi yerleri boş bırakaduralım, proje sürmek için o koltuklarda bir ağırlık istiyor... Ki zaten projenin en sevdiğimiz tarafı, herkes yerini kendi kendine buluverdi.
Bahadır, bir süredir geliştirme sürecinde ortaklık ettiği Gürer'in ayrılışını takiben o görevin tamamını çekip çevirmeye başladı. Olup bitenleri siz de Çomar 2.0'la göreceksiniz... (Eli biraz koda yatkın olanlar geliştirme ağacında hali hazırda görüyordur da...
Gökmen bir süre önce devralmış olduğu Yalı'yı yeni bir ana sürüm hazırlığında baştan aşağı düzenlemeye koyuldu, hızını alamadı qt4 ile yazmaya başladı, ortaya ilginç bir Yalı çıktı. Ağ yöneticisinde de otomatik kablosuz tanıma gibi güzel özellikleri zaten görmüştük. Şimdi hazıra konma Gökmen, ağ yöneticisi daha çok özellik bekler diyoruz, o da acı acı klavye başına çöküyor...
Gökçen, İsmail'in işleyişini pek güzel tasarlayıp yürüttüğü güvenlik bayrağını devraldı. *-kit uygulamaları için entegrasyonlar, KDE geliştiriciliği gibi meziyetlerin doğal sonucu herhalde, kan çekiyor...
Pınar arayüz konusundaki deneyimini yeni tasarımcılarımızdan Gökhan'la birleştirip bir Kaptan yaptı ki, niye sadece bir kere çalıştırdığımızı düşünüp hayıflanıyorum. Pardus'a özel bütün yönetim yazılımlarında Pınar'ın yeni katkılarını göreceğiz 2008'de...
Pardus'un alamet-i farikasının mimarı Umut'un yeni işleri ve yine tasarım ailemize yeni katılan Banu'nun yeni simge setini de 2008'de görebileceğiz...
Fatih, sessiz haliyle hiç çaktırmadan hem xorg ailesinin entegrasyonu hem de ilk günden beri çok hayrını gördüğümüz xorg.py (ve yeni ya da kod adıyla zorg.py) yaklaşımını bir almış, monitörler ve diğer görüntü aygıtları ailesinde ilk çıktığımız günlerdeki gibi, akranlarımızın bir adım önüne zıplayıvereceğiz gibi görünüyor. Yürü be Fatih diyorum tüm kalbimle, gerçekten acaip bir şeyler oluyor ekranlara!
Sevgili Ozan'ın ne yaptığını bir süredir anlayamıyordum, meğer böylesi sinsi bir altyapı, yaşanmadan anlaşılmıyormuş. 2008'de yerel yazıcı desteği konusunda gerçekten çok mutlu dakikalar bizi bekliyor. (Daha önce birisi bana program yazmayıp, arkaplanda otomatik yapılandırma yaptığını söyleseydi ya... Printer takmam gerekeceğini ne bileyim ;) [smilyden anlamayanlara:şaka, şaka..]
...ve tabii görevleri baştan beri çok değişmemiş olan, bu nedenle azıcık tuhaf bir gülümsemeyle aramızda dolaşan diğer sevgili dostlarımız...
Faik, kendi teknolojilerimizin geliştirme süreçlerini yönettiği 'teknik direktörlük' görevine ek olarak gerçekten inanılmaz hızlı çalışan yeni bir PiSi sürümünün verdiği gevrek bir gülüşle kitaplarının arasına gömülüyor molalarda... Çağlar depoları birbirine katıp sonra keyifle piyanosunun başına oturuyor korku filmlerinde şatosunda org çalan şeytanlar gibi... Onur donanımların, videoların, oyunların ve ekran kartların dünyasından pek dışarı çıkamadığı için kendisini göremiyoruz, gören varsa söylesin onu çok özledik, arada kendine de vakit ayırsın...
ve 2008'le ilgili son haber de, yeni sürüm yöneticimiz, asabimiz, amcamız, Dedemiz: Ekin Meroğlu... Kök dosya sistemlerinden, yine övgü dolu incelemelere konu olacağını umduğumuz pırıl pırıl bir sürüme giden yolda bir adım önümüzden geçerek, en amca haliyle hepimizi azarlamaya doyamayacak takım kaptanımız bu kez Ekin...
Ah... Serbülent, unutmadım seni... Serbülent de, deponun sağlıklı işlemesiyle ilgili test süreçlerini yürütüyor. Özgürlükİçin.com camiasındaki gönüllü test ekibimiz ve Serbülent bu süreci iyice rayına oturttuklarında bugüne dek bir iki kişinin telef olması pahasına yürüyen kararlı ve performanslı uygulamalar iddiamız, bir camia tarafından başarıyla sürdürülüyor olacak...
...ve çalar saat mesaiyi haber verir, rüya biter... Hadi, madem herkes biliyor ne yapacağını, koşun, camia sürüm bekler!
hamiş: Bir de GSoC'a kabul edilmiş olmamız var ki... Tadından yenmez... Zaten geçen sene ki muhteşem staj sürecini gölgede bırakacak yeni bir senenin geldiğini düşünerek heyecanlanıyorduk, bir de paralel olarak iki staj programı birden yürütebiliyor olacağız... Mutluyuz, gururluyuz...