Yaklaşık üç yıl önce, Ekim 2005'te, bir SMS almıştım. Antep'te tanıştığımız sevgili Erkan Tekman, onu aramamı istiyordu, konuşacağı acil bir konu vardı. Resmi işlemlerin tamamlanması bir buçuk ay falan sürdü yanlış hatırlamıyorsam, ama ertesi gün Pardus projesi ve UEAKE'nin başka bazı projeleri için içerik editörlüğüne başlamıştım.
İsmi ilk duyuşum, kötü bir dağ çiziminin yanına konduruluvermiş bir Tux görüntüsü önünde UluDağ yazısını takiben oldu sanırım. Gerçi uydurmayayım, o sırada henüz Pardus ismi kararlaştırılmamıştı ama, işte... Sonuçta bu projeyi ve onu tasarlayan kişileri ilk duyuşum o andı. Milli Kütüphane, 3. şenlik, UluDağ paneli... Öhöm... Aslında o sırada panele katılmamıştım, ne yalan söyleyeyim. Bir saat falan karışıklığı galiba... ;)
Sonra Antep'te, Arman ve Ümit'le birlikte Akademik Bilişim konferansı sırasında LKD standında dururken stand komşusu olduk projeyle... Zaten bir çok arkadaşım (Meren, Gürer, Çağlar, Onur, Umut...) projede çalışmaya başlamış olduğu için durum eğlenceli bir hal almıştı. LKD'de bir şekilde karşılaşmamayı başardığımız Barış ve benden üç beş dakika önce falan projeye katılan İsmail falan üstüne kaymak yani... Pek bir kaynaştık kaynak olduğum ekip, kafalarındaki fikir ve bu deliliği yaratan Tekman'la... Sonrasında birlikte ne yapabiliriz diye girişiverdik kollar sıvayıp. Acı, tatlı nice anının yanı sıra, Pardus 1.0, Pardus 2007 ve Pardus 2008'i çıkardık hep birlikte... İnanılmaz üç sene, inanılmaz üç ürün. Yani gerçekten, bazen dönüp nasıl çıktıklarına bakıyorum da... Hani Gençlerbirliği'nin UEFA kupasında Blackburn karşısında oynarken, neyse... İnanılmazdı işte...
Dün, bu durumu daha önce yaşayanların tarifine harfiyen uygun olarak, boğazımda tuhaf bir düğümlenme ile dolandım istifamı verdikten sonra. Bundan böyle bir gönüllü katkıcı olacağım Pardus ekosisteminde. Aslında fiilen bir değişiklik olmayacak belki yaşamımda ama sembolik şeylerin anlamı kimi zaman tahmin ettiğimizden ağır oluyormuş işte. Bir süre genel olarak yazılım ekosisteminden uzak duracağım tahminen. Uzun bir tatile ihtiyacım olduğuna karar verdim. Çok tatil gibi de değil aslında, biriktirdiğim o kadar çok okuyacak, izleyecek ve dinleyecek şey var ki, onlarla zaman geçirmeyi istiyorum. Sonra 2009 çalışmaları sırasında geri döneceğim elbette... O güne kadar tüm geliştirici ekibe bensizliğin tadını çıkarmalarını tavsiye ediyorum, kafanızı dinleyin biraz ;)
... ve sizinle çalışmak muhteşem... di demiyorum, çünkü devam edeceğiz... bu yalnızca bir bayrak yarışı, şu elimdekini bir vereyim birine, azıcık soluklanayım yanınızdayım yine...
Kaptanın seyir defterine ek:
Her zamanki gibi Çağlar aynı konuda benden daha önce blog yazıp, herşeyi daha güzel ifade etmiş. Teknik belge yazmaktan bazı devreler yanmış olabilir, tatil süresince kontrol ettirelim.Gerçi, virüs geçirmeyen bir işletim sistemi yazmaktan çıkıp, bunu yazılım ölçeğinde sürdürmeye devam edecek olan biri insan olmasın da, kim duygusal olsun değil mi... Hehehehe... Pardon Çağlar.