Firefox adlı, nefret etsek de sevdiğimiz özgür web tarayıcısı 3. sürümünü duyurmasına paralel olarak bir dünya rekoru denemesine girişti. http://www.spreadfirefox.com/en-US/worldrecord/ adresinde yürütülen bir kampanya ile tüm kullanıcılar, bir gün içinde Firefox'u indirerek yeni rekor kırmaya davet edildi.
17 Haziran UTC 18.16'da başlayan deneme, 24 saat sonra 8,002,530 indirme ile tamamlandı ve 2 Temmuz günü Guiness Dünya Rekorları arasına, çıktıktan sonra bir gün içinde en çok indirilen yazılım olarak Mozilla Firefox 3 eklendi.
Firefox ekibi, rekorla ilgili sayfada bir dünya haritası üzerinde, hangi ülkeden kaç kişinin indirdiği bilgisini yayınlamışlar, bu haritada detaylıca bakınca (gerçekten detaylıca) ilginç bir ayrıntı ile karşılaşmak mümkün... Haritaya göre Kuzey Kore ve Doğu Timor'dan bir kişi bile Firefox indirmemiş.
Elbette Kuzey Kore'nin sınırlı internetini aşan kimi kullanıcıların, bu operasyon sonucu artık başka bir ülkedeki bir bilgisayardan bağlanıyormuş gibi görünen bilgilerle indirmiş olma olasılığı, bu ülkeden insanların Firefox indirdiği, ama dünya rekoru denemesine kayıt yaptırmadıkları gibi olasılıklar mevcut. Ancak bu da işin başka bir acı yanı. Dünyanın internet ulaşan tüm bölgelerinde az ya da çok indirilmiş bir yazılımın, iki ülkede hiç ulaşılamamış gibi görünmesi, devletlerin internet üzerinde uyguladıkları saçma sapan politikalar sonucu tarihe düşülmüş bir başka yanıltıcı kayıt haline geliyor.
Bir süredir ülkemizden de Wordpress internet günlüğü hizmetinden yayınlanan tek bir satır okunmuyor, Youtube video paylaşım servisinden bir tek kare izlenmiyor gibi görünebilir. İleriki yıllarda tarihçiler, zamanın bu anında, bu ülkeden o içeriklere erişilmemesinin nedenini merak edeceklerdir. Belki bir fotoğraf araştırmacısı, neden Erdal Kınacı isminde dünyaca başarılı* bir fotoğrafçının yok yere tutuklandığını anlamaya çalışacaktır.
Ey, o araştırmacılar, bunların nedeni, hukuk sisteminin günün koşullarına uymamasına ek olarak, yargıç ve savcılarımızın kadük kalmış yazılı metinleri uygulama konusunda biraz cesur ya da reformcu davranma şanslarını da sicil, puan ve kariyerleri üzerinde olumsuz sonuçlar doğurması ihtimali yok etmektedir. Malesef bu ülkede yargı sistemi kırmızı alarm halindedir ve ne yazık ki bu ülkede şu anda bulunan siyasi iktidar ve toplumun onu denetlemekle yükümlü kıldığı muhalefet, çocukların ayaklarının uçlarına basarak oynadıkları aldım-verdim oyununu siyasi arenada simüle edip derin devletin kırmızı düğmesine kimin basma hakkı olduğunu tartışmakla meşguldur. Bu saçma sapan durumu ayrıca araştırınız, ama sanmayınız ki biz Youtube ya da Wordpress'e giremiyoruz.
Teknoloji diyalektikten uzak değildir, bir şeyi yasaklamayı sağlayan teknoloji, onun aşılmasını sağlayan teknolojiden bağımsız gelişemez. Nasıl ki, her yeni algoritma kırılarak DVD'ler kopyalanıyor, internete konulan her yasak da, o internet var oldukça aşılıyor.
Biz Türkiyeliler, her türlü içeriğe ulaşmayı beceriyoruz, sadece devletin bundan haberi yok... Tıpkı Doğu Timor ya da Kuzey Kore'de Firefox 3 kullanıldığını bildiğimiz ama görmediğimiz gibi, ya da Nazım Hikmet'in sözleriyle;
"ben bir ceviz ağacıyım gülhane parkında
ne sen bunun farkındasın
ne de polis farkında"
* Erdal Kınacı, çalışmalarıyla National Geographic tarafından 2006 yılında "İnsan" fotoğrafları konusunda en başarılı fotoğrafçı seçilmiştir.