Yalnız ve hüzünlü ülkenin, herşeyden çok bilgi yoksulu toplumu rahat bırakılamıyor. İnsanı çileden çıkarırcasına önü tıkanıyor toplumun... Cehaletin kampanyası mı olur, resmen var işte... Memlekette insanları cahilleştirme kampanyası yürütülüyor... Bu duruma somut şekilde dur demek için bir araya gelmek zorundayız...
Yıllar önce, henüz gerçekten çok saygıdeğer bir (siyaseten alternatif+) bilim dergisi olan Bilim ve Ütopya'yı okurken gözüme çarpmıştı. "Allaha inanan bir fizikçi" başlığıyla tanıtılan bir profesör, fizik bilimi kapsamında bugüne dek türetilmiş ne kadar teori ve fikir varsa değerli kabul edip incelerken, bir yandan da inançlı, mümin bir insan olmasını şöyle açıklamıştı (hatırladığım kadarıyla dolaylı bir alıntı olarak):
"Fizik bugüne dek, bir tek hidrojen atomu varken tüm evrenin nasıl oluştuğuna dair açıklamalar yapıyor... Ben o tek bir hidrojen atomunun yaradılışına inanıyor ve bilimle tarihimi anlıyorum..."
Şimdi bu saptama ya da önerme, ne denirse ismine, fiziksel olarak doğru mudur, yanlış mıdır bilemem... Yani tek bir hidrojen atomundan tüm evren açıklanır da, o nereden çıktı sorusu yanıtsız kalır gibi konularda fizikçilerin dediklerini bilemem... Ama bu bilim insanının yaklaşımı kadar barışçıl, çoğulcu anlayışları özlüyorum.
Geçtiğimiz hafta içinde ülkede özgürce çalışma yürüten bir sendikanın, Eğitim Sen'in internet sitesi Telekomünikasyon Kurumu tarafından erişime kapatıldı. Nedeni, Yaratılış Atlası adlı bir kitabın, eğitim politikalarına ve bilimsel kıstaslara aykırı olarak, çocuklarımızın beynini yıkamak üzere kullanımına ilişkin kaygıların açıklandığı, toplumun ve ilgili yöneticilerin bu konuya dair uyarılmaları amaçlanan bir basın açıklaması.
Ne kadar vahimdir ki, ülkenin yasaları bir sendikal faaliyeti bu şeklinden soyutlayıp yayıncılık gibi göstererek engellemeye gidebiliyor.
Ne yazık ki ne internet, ne de ifade özgürlüğü konusunda yeterince teknik donanıma sahip olmayan nice hakim ve bürokratımız var ve zırt pırt bir başka internet sitesi Harun Yahya adlı simsarın keyfine uymadı diye kapatılıyor. Görünen o... Bu yüzden yapılması gereken bir çok şey var...
Önce kısaca evrim teorisine karşı savaş açmanın iki birbirinden mantıksız yönünü özetleyelim:
1) Ülkede evrim yok zanneden bir kuşak yetiştirirseniz, o kuşaktan ne doğru düzgün doktor çıkabilir ne de aslına bakarsanız kafası az çok çalıştığına güvenebileceğimiz herhangi bir meslek erbabı... Evrim, hastalıklarla mücadelede kullanılan en önemli kuramsal referanslardan biridir, biyolojinin birikimine en çok katkıda bulunan kuramsal çerçevelerden biridir.
2) İnanç, basitçe bir insanın var oluşuna dair sorulara, kendince verdiği yanıttır. Bir insanın evrimleşiyor olması, onun herhangi bir dine ve tanrıya inanmasına engel olmak zorunda değildir. İnanan herkes basitçe bunu düşünebilir... İnanç doğrulanmak, ispatlanmak zorunda olan bir şey değildir, kalpte yer alan, adı üzerinde inanılandır. İnanıyorsanız bu yeterli değil mi?
Bu bağlamda bakınca, Harun Yahya ismiyle yayınlar yapan din simsarının tek hedefinin, düşünme yeteneğinden yoksun, ezberci bir nesil yetiştirerek kendi gibi simsarlar tarafından rahat sömürülebilecek cahil bir toplum yaratmak olduğu açıkça ortaya çıkıyor.
Evrim Çalışkanları grubunu biliyor musunuz? Gelin kolayca anlaşılabilecek şekilde evrimi duyun, görün ne inanca bir saldırı var ne de başka bir şey... Adem ve Havva öyküsüne kalben inanmakla, insanın dünyadaki evrim süreci içindeki varlığını yanyana koymak elma ile armudu toplamaktır, bunu görün.
Harun Yahya gibi sahtekarların toplumu bilgisizleştirmesine izin vermeyin... İnancınız ne olursa olsun, karşısında olan bir fikri, ifadeyi görmekten korkmayın... Fikirler, fikirlere ve inançlara zarar veremez... İnanç doğrularla değil, kanaatlerle kurulur, kanaatler karşı karşıya gelince biri doğru olmak zorunda değildir...
Harun Yahya'nın sahtekarlığını vurgulayan siteleri arayıp arayıp mahkemeye verenler buyrun, gücünüz yetiyorsa beni de susturun... Yaratılış Atlası denen o zırvalıktan bir tanesini mahkemeye getirin de, ne simsar, ne üçkağıtçı olduğunuzu mahkeme kayıtlarına geçireyim... Hodri meydan!